IP KAMERALAR
IP kameraları, analog kameralardan ayıran en önemli özellik, IP kameraların çok daha yüksek çözünürlükte görüntüleme ve kayıt yeteneğine sahip olmasıdır. Günümüz analog güvenlik sistemlerinde en yüksek çözünürlüğe sahip bir kamera dahi, giriş seviyesi sayılabilecek 1.3 mega piksellik bir IP kamerayla kıyaslandığında, 3 kat daha az çözünürlük sunar. Yani analog kameralardaki görüntü kalite sınırı, IP kameralarla aşılmıştır. Öyle ki günümüzde 16 mega piksel çözünürlükte kayıt yapabilen IP kameralar bile görebilmekteyiz. Elbette yüksek çözünürlük kayıt, daha fazla depolama alanı ve kamera sayısı ile doğru orantılı bant genişliğine ihtiyaç duymaktadır. Burada önemli olan, IP kameranın sıkıştırma yazılımının mpeg4 veya daha gelişmiş bir formatı kullanmasıdır. Böylelikle network kullanımı minimum düzeyde olacak ve depolama ihtiyacınız da önemli ölçüde azalacaktır.
IP kameralar görüntü yakalama ve işleme performanslarında da daha üstün bir teknoloji kullanırlar ve analog kameralara oranla titreşimsiz, keskin ve daha net bir görüntü sunarlar. Bu anlamda güvenlikle ilgili risk faktörü yüksek olan alanlarda mega piksel boyutunda kayıt yapabilen kameralar tercih edilmelidir. Örneğin; kimlik tespiti veya plaka tanıma gibi detayın önemli olduğu projelerde yüksek çözünürlükte kayıt yapabilen IP kameralardan çok daha iyi performans alınacaktır.
IP kameraları network altyapınızla doğru orantılı olarak dilediğiniz gibi ölçeklendirebilirsiniz. Pratikte, iş yerlerinde hali hazırda kurulu bulunan network altyapısında hiçbir değişiklik yapmadan, IP kameralarınızı doğrudan ağınıza dâhil edebilirsiniz. Örneğin; 10 tane MPEG4 formatında sıkıştırma yapabilen IP kamera kullandığınızda mevcut network hızınızda gözle görülür ölçüde bir değişiklik olmayacaktır.
IP kameraların önemli avantajlarından biri de dijital olan verinin şifrelenebilmesidir. Şifreleme sayesinde görüntülerin istenmeyen kişiler tarafından izlenmesinin önüne geçilmektedir ve bu özellik birçok kurum için hayati önem taşımaktadır.
Küçük çaplı işletmelerde, kablosuz IP kamera seçenekleri sayesinde, altyapı maliyetlerinden ciddi anlamda kazanç elde edilmesi, IP kameraların açık ofis tarzı yerlerde çok daha fazla tercih edilmesini sağlamaktadır. Örneğin 8–10 civarında kablosuz IP kameralı bir sistemi 1–2 saat içerisinde ofisinize kurdurabilirsiniz. Üstelik bu sayede kablolama maliyetlerinden kurtularak ekstra bir kazanç da elde edersiniz. IP kamera ile yapılan özellikle orta ve büyük ölçekli projelerde, altyapı maliyetlerinin analog kameralara oranla çok daha ekonomik çözümler sağladığı görmekteyiz. Organize sanayi, büyük üretim tesisleri ve benzer kampus tarzı uygulamalarda analog sistemler mesafe sınırı ile karşı karşıya kalmaktadırlar. En iyi ihtimalle maksimum 1 km mesafeden görüntü taşıyabilen analog CCTV kabloları, daha uzun mesafelerde yetersiz kalmaktadır. IP tabanlı bir sistemde fiber optik kablo sayesinde bu mesafe yaklaşık 10 katına çıkabilmektedir. IP kameraların, tek bir kablo üzerinden video, ses, veri ve besleme gönderebilmesi, analog sistemlerde olduğu gibi her veri için ayrı kablo kullanımını da ortadan kaldırmakta ve yine altyapı maliyetlerini oldukça makul seviyelere gelmesine neden olmaktadır.
IP kameraları analog kameralardan bir diğer farkı görüntü üzerinde akıllı video analizlerine de imkân vermesidir. Analog sistemlerdeki gibi alan maskeleme, hareket algılama gibi özelliklerin yanı sıra kişi sayma, kayıp nesne bulma, görüntü engelleme veya yabancı nesne tespiti gibi akıllı video analizleri yapılmasına olanak tanır ve kullanıcılarının güvenliği için çok önemli avantajları da beraberinde getirir.
|
|